6 Nisan 2008 Pazar

sonuna kadar okuyun lütfen

"Resim, heykel gibi sınırları çizili geleneksel tarzlar, resim ve heykelin bir karışımı olarak tanımlanan, çoğu zamanda heykel içinde tutulan seramikte artık birer malzemedir. Eserin ne şekilde, hangi yolla ortaya konulduğunun önemi yoktur. Önemli olan sanattır ki, günümüzde bu sözcük üzerine de bir çok polemik yapılmaktadır. Bu polemiklerden biri “Çağdaş Sanat” kavramıdır. “Çağdaş” ve “Sanat” sözcüklerini bir arada kullanırken sanki çağdaş sanat ile sanat arasındaki bir farktan söz ediliyor gibi. Oysa ki sanat, geçmişinden günümüze geçirdiği her evrede, dönemde görsel varlığı ile mevcuttur ve zaman faktörünün etkileri içinde var olmuştur. Bu nedenle de başına bir çağdaş kelimesinin gelmesine ihtiyacı yoktur.
Tüm bu verilerle birlikte seramik sanatının kavramsal sanattaki yerini irdelemeden önce,seramik sanatının ne olduğuna bir bakacak olursak; Seramik Yunanca’ da “kil” anlamına gelen keramikos sözcüğünden türemiş olduğunu görürüz. Kil suyla karıştırıldığında kolayca biçimlendirilebilen bir çamura dönüşür, pişirildikten sonra da sert, sağlam bir yapı kazanır.
Seramik toprağın ateşte sertleşmesi ile keşfedilmiştir. İnsanların suyu taşıma ve saklama ihtiyaçlarından dolayı seramik bulunmuş ve yüzyıllardır kap kacak yapımı ve yapı tuğlası amacıyla kullanılmıştır.
Bilinen kaynaklara göre seramiğin en eski örnekleri Anadolu’da yeni taş döneminde bulunmuştur. Bu dönemden sonra seramik sanatı M.Ö. 3500 Kalkalitik devir, M.Ö. 2500 - 1000 Truva, Hitit, M.S. 11. Ve 13. Yüzyıllarda Selçuklu, 10. Yüzyılda Anadolu'ya gelen Osmanlılara miras kalmış ve günümüze kadar ulaşmıştır.
Seramiğin günümüzde birçok kullanım alanı vardır. Mimari yapıların iç ve dış yüzeylerindeki sırlı ve sırsız kaplama elemanları, günlük yaşama ilişkin kullanım eşyaları, fonksiyonel seramik objeler, ileri teknoloji alanı ve sanat alanında kullanılmaktadır..
Çömlekçilik seramik tarihinde çok önemli bir yer teşkil etmektedir. Aslında çömlekçiliğin başlayıp devam etmesi, göçebe kavimlerin yerleşik hayata geçmesiyle olmuştur. Anadolu’da Neolitik dönemden beri çömlek yapıldığı bilinmekte olup, bilinen ilk çömlekçi çarkı,, M. Ö. 3. bin yıllarına aittir. Daha önceleri elle şekillendirilen ve açık ateşte pişirilirken çömlek, çömlekçi çarkıyla beraber çarkta şekillenmeye ve ilkel fırınlarda pişmeye başlamıştır. Çömlekler çamur henüz yumuşakken şekillendiriliyor, fırında pişirilerek, sırlı ya da sırsız şekilde çanak, çömlek, vazo, vb. şekillere dönüştürmektedir.
Tarihte kaydedilmiş en eski seramik keşifleri Anadolu'dadır. En eski yerleşim üniteleri olan Hacılar ve Alacahöyük'te bulunan çanaklar MÖ 6000 yılına aittir. Anadolu insanı seramiğin dayanıklılığından etkilenerek ondan, dinsel törenlerde kullandığı tanrı heykelleri yapmıştır. Kilden yaptığı lambaları mağarasında kullanıp, mektuplarını kil tabletlere yazmış, ölülerinin külünü kilden yaptığı çanaklarda taşımıştır. Seramik var olduğu medeniyetin sosyal ve kültürel gelişimine ışık tuttu. Türkler Anadolu toprağına ayak bastıklarında önce Selçuklular, sonrada Osmanlılar tarihi mirası devraldılar. Seramik ve çanak ünlü Osmanlı Çinisine dönüştü. Hala bir çok tarihi binada İznik Çinisi canlılığını korumaktadır. 8000 yıl önce bu topraklarda başlayan gelenek batı ve doğu kültürlerini de içine katarak devam etmektedir."
http://www.serfed.com/pages/s_tarih.asp

3 yorum:

тαм 35 ℓєє dedi ki...

Bu yazdıklarınızı bi yerden hatırlıyorum. Sanki bunları bize anlattınız gibi.Haklı mıyım ?

maxi dedi ki...

głupi ten blog idiotko

duygu dedi ki...

who are u, and how u can say, idiotko!?